Saint-Paul-de-Vance: Modern Sanatın Tarihle Birleştiği Yer

 

Fransa’nın güneyindeki Saint-Paul de Vence, tüm Avrupa’daki en güzel ortaçağ köylerinden biridir. St-Paul, 15. ve 16. yüzyıllara dayanan, şimdiye kadar göreceğiniz en iyi korumaya sahip müstahkem duvarlı bir taş yapı köyüdür. 20.yüzyılın başında oldukça harap olmasına rağmen sanatseverler tarafından yeni gibi restore edildi. Burada gezerken görebileceğiniz, yüksek kalitede, 50 sanat galerisi bulunuyor. Sezon boyunca çok kalabalık olan bu kasabayı size tavsiyem Kasım ve Nisan ayları arasında ziyaret etmeniz. 

 

Kasabayı ziyaret etmek çok kolay, çünkü sadece 300 metre uzunluğunda ve 100 metre genişliğinde. Bu ortaçağ labirentinde dolaşarak birkaç saat geçirebilir ve benim gibi sonsuza dek büyülenebilirsiniz. Antik taş binalar köyün ana cazibesi olsa da, St-Paul’un parke taşı döşemesi kendi içinde büyük bir sanat eseri, sonsuz desenlerde ve uyumlu renklerde çakıl taşları içeren mükemmel bir mozaik, bu yüzden aşağıya doğru hayranlıkla bakarken birilerine çarpmamaya dikkat edin.

 

KISA GEZİ PROGRAMI

 

St-Paul’e ulaşabilmek için  Nice’ten veya Cannes’dan otobüse binmeniz gerekiyor. Avrupa’da çok yaygın olan tren sistemi ne yazık ki bu küçük köye kadar gelmiyor ama otobüslerle ulaşımı çok kolay bir şekilde sağlayabiliyorsunuz.  Fransa Kralı tarafından kurulan I. François I, Saint-Paul-de-Vence Surları; Nice Kalesi’nin bir kopyasıdır. 1544 ve 1547 yılları arasında inşa edilen bu evler, Fransa’daki ilk kalelerdeki surlardan birini oluşturmaktadır. Surların tepesinden, çevredeki vadilerin ve diğer deniz kıyılarının nefes kesen manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Manzaranın tadını çıkardıktan sonra aşağıda detaylı bir şekilde bahsedeceğim sanat galerilerini gezebilirsiniz. 12. yüzyılda inşa edilen ve 17. yüzyılda restore edilen Saint-Paul Kilisesi, Saint-Paul-de-Vence’in dini hazinelerinden biridir. Tintoretto tarafından İskenderiye Aziz Catherine’in bir resminin yanı sıra Haç’ın güzel ceviz oymalarına hayran olabilirsiniz. Ardından La Colombe d’or Hanı’nı ve Seigneuriale Kulesi’ni gezebilirsiniz.  Zamanında Picasso, Matisse, Braque, Modigliani veya Chagall gibi ünlü sanatçıları barındırıyordu. Gezinizin sonuna doğru Maeght Vakfı’nı gezmeyi unutmayın.

 

ST-PAUL-DE-VANCE’IN SANAT GALERİLERİ VE ATÖLYELERİ

 

Bu küçük köyün çok fazla turist çekmesinin en büyük nedeni içinde bulundurduğu sanat galerileridir. Bu küçük kasabada en az 21 sanat galerisi ve ziyaretçilerin buraya akın etmesinin önemli bir nedeni olan 26 sanat stüdyosu ve atölyesi var. Buralarda satılan ürünlerin çok büyük bir kısmının geliri şehrin tarihi dokusunun korunması için sağlanıyor. Geziniz sırasında sanat atölyelerinden birine mutlaka uğrayın ve sohbet edin. İnsanların hiçbiri size müşteri gözüyle bakmıyor, onların size sanatın nasıl büyülü dünya olduğunu anlatmaları sizi birkaç dakikada etkileyecektir. Belki size çalışmaları ve tarzları hakkında bir şeyler söyleyeceklerdir. Çoğu zaman sanatçıların omzunun üstünde durabilir ve çalışmalarını izleyebilirsiniz. 

 

MAEGHT VAKFI 

 

Maeght Vakfı, Saint-Paul-de-Vence’deki modern ve çağdaş sanatın yüksek yerlerinden biridir. Geçici sergiler düzenli olarak organize edilmektedir. Miró, Giacometti ve Chagall’ın eserleri Saint-Paul-de-Vence’deki bu müzede sergilenmektedir. 

Ünlü sanat tüccarı Aimé Maeght ve karısı Marguerite’nin adını taşıyan vakfın kökeni, trajik bir olayda, ikinci çocuklarının kaybından kaynaklanıyor. Saint-Paul-de-Vence’e sığınan Aimé Maeght zamanın modern sanata adanmış bir yer yaratmaya teşvik eden Georges Braque ve Fernand Léger dahil olmak üzere çeşitli sanatçıların desteğini aldı. Hem Akdeniz hem de avant-garde mimaride tasarlanan Maeght Vakfı, 1964 yılında André Malraux tarafından açıldı, şimdi 20. yüzyılın en önemli resim, heykel, gravür ve çizim  koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. Marc Chagall, Fernand Léger, Pierre Bonnard veya Georges Braque gibi ünlü sanatçıların eserleri sergileniyor.

 

Tamamen sanata adanmış heykel bahçesi, Le Stabile d’Alexandre Clader ve Pol Bury çeşmesi gibi önde gelen sanatçıların eserleri için bir zemin oluşturmaktadır. Ayrıca keşfetmek için, bir mozaik havzasının Georges Braque tarafından imzalandığı iç avlu, Giacometti’ye adanmış merkez avlu, hatta Miró’nun anıtsal bir eseri olan heykeller ve seramiklerle dolu Labyrinth’i görebilirsiniz.

 

Maeght Vakfı, aynı zamanda sanatçılarla buluşma ve paylaşım yeri olması amaçlanan bu olağanüstü alanda yıl boyunca geçici sergilere ev sahipliği yapıyor.

 

Elif Dülger

 


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir